İzmir Depreminin Ardından... - Magazinmatik.com
Nihal Yeşiltaç Oran

İzmir Depreminin Ardından…

Yine milletçe bir felaket geçti üzerimizden, deprem! İzmir’de ciddi anlamda etkili olan Ege Denizi’nde gerçekleşen deprem! AFAD’ın 6.6, Kandilli’nin 6.9 Profesör Doktor Celal Şengör’e göre de 7 şiddetinde bir deprem. Onlar aralarında tartışa dursun, bizde şiddeti ne biz ona bakalım.

Sayısız yaralı var, bu felaketten sağ kurtulmayı başaranlar. Başaramayanlar da var 114 kişi! Çoluk çocuk, yaşlı genç. O günün sabahına güzel hayaller ve gelecek planları ile başlayan 114 kişi artık yok.

Ardında bıraktıkları var, gözü yaşlı acısı asla dinmeyecek. Kimi dişçiye gitmişti orada yakalandı bu kabusa, kimi alışverişe gitmişti her şeyden habersiz. Kimi evinde ve en güvenli alanında hayatını kaybetti. Benzer noktalardan saatlerce bahsedebilirim ama zaten görüyorsunuz okuyorsunuz. İçimiz yangın yeri, çaresizlikten.

Deprem Allah’ın işi sual olunmaz diyorlar. İyi de bina kolonlarını kişilere kim kestirdi? Kumdan bina yapıp insanlara kim sattı? Lütfen ama lütfen düşünerek konuşun. İzmir’de zina var ondan deprem oldu diyen garip kişilere de iki çift lafım var? İstanbul depremi, Bolu depremi, Elazığ depremi daha niceleri… Bunların sebebi ne? Geçelim…

Basında depremden etkilenen bir çok yerin fotoğraflarını gördünüz, inanın görmedikleriniz de var iç acıtan fotoğraflar. ‘Hatıralarım’ diye ağlayan bir kadının videosu geldi bana mesela, evi yerle bir ama kendi kurtulmuş. “Fotoğrafları alsaydım bari” diye ağlayan bir kadın. Yayınlamadım, paylaşmadım çünkü canını kaybetmiş insanlar varken hatıralarına üzülenin acısı hafifti bana göre.

Başka görüntüler de düştü basına, sosyal medyaya. Depremzedeler için ayrılan erzakları gizlice alırken görüntülenen adam, evi yıkılmamış olmasına rağmen sokakta kalanlar için ayrılmış battaniyeleri alıp evine götüren kadın. 99 depreminde daha fazla gördüğümüz hırsızlık yağmalama  olaylarını burada da gördük yazık ki.

Bir de sosyal medya kullanıcıları vardı, birbirine saldırmak için yer arayan. Kimi normal paylaşımlarına devam edenleri yerden yere vurdu kimi deprem ile ile ilgili paylaşımları sıklaştırdığı için fazla duyar kasmakla suçlandı. Bu noktada şahsi fikrimi de yazayım; ülkede böyle bir felaket olmuşken hiç bir şey olmamış gibi yediğini içtiğini gezdiğini paylaşanları ben de tasvip etmiyorum. Acılar bu kadar sahici, acılar bu kadar can yakarken bunu uygun bulmuyorum. Ama mesai harcayıp da o kişilere laf yetiştirmeyi de gereksiz buluyorum. Bu durumu şuna benzetiyorum; birine yardım ediyorsun ama yardım ettiğin gözden kaçar diye yardım etmeyenleri afişe ediyorsun. Sakıncalı şeyler bunlar…

İzmir depreminin ardından güzel şeylere de tanık olduk. Gerçi ne deprem olsaydı ne de biz tanık olsaydık ama neyse… İzmir’de birlik beraberlik gördük. Aynı gün organize olan gençler, iş yerleri oteller. Sıcak çorba kalacak yer teklif eden aileler gördük. Hiç kimse herhangi bir konu için kaygı telaşına düşmedi. Tek dertleri ‘iki kişinin yarasına bant olabilir miyim’ oldu. Bir de Instagram’da İzmir Etkinlik adında bir profil, var gücü ile ihtiyaçları saptayıp tamamlanması için hamleler yaptı. Sosyal medya kullanıcıları İzmir’i oradan takip ediyor.  Çok fazla kişiye ulaştı. Yönetici kimdir veya kimlerdir bilmiyorum ama insan sevgisini anlatmak için iyi bir örnek İzmir Etkinlik profili.

Bir çok kurumsal markayı gördük, kimi ürünlerinden gönderdi İzmir’e hijyen ürünleri, sağlık ürünleri yiyecek giyecek çok şey. Kimi yardımseverlerin gönderdiklerini ücret almadan taşıdı depremzedelere. Bireysel veya topluluk halinde çok fazla destek veren oldu evini barkını, eşyasını, umutlarını, sağlığını ve daha da önemlisi canından birini veya birilerini kaybetmiş olanlara.

Nasıl bir sene bu 2020 bilmiyorum. Teknolojinin geliştiği, insanların geliştiği eğitim seviyesinin eskiye göre yüksek olduğu. Z kuşağına mensup bir yüzyılda yaşıyor olmak şanslı jenerasyon olduğumuzu düşündürse de, ben 70’li yıllarda yaşıyor olmayı tercih ederdim eksik olsun teknolojisi. Bizlere böyle bir dünya bırakılmadı ama biz çocuklarımıza neler bırakacağız? İki ayrı astrologdan aldığım bilgiye göre başımızın belası Covid, 2021’in ilk yarısı hayatımızdan çıkacakmış ama 2021 deprem yılı olacakmış; hadi buyurun gezegenler ne diyor?

Uzmanlar ülkemizde yıkıcı depremlerin devam edeceğini söylüyor. Peki biz ne yapıyoruz? İyice kulak kesiliyoruz sonra bırakıyoruz her şeyi akışına. Aramızda kaç kişi, olası bir deprem anında hayat üçgeni denilen pozisyondan haberdar? Veya kaç kişinin deprem çantası hazır? Duyamadım!

Ülke olarak üzerimizden geçen bu felaket sonrası perişan haldeyiz, günlük hayata dönemedi bir çoğumuz. Bizler sıcak evimizde sevdiklerimizle birlikteyken İzmir depreminde hayatı alt üst olanların çok şeyle boğuşuyor olmasını atlatamıyoruz. Evet, kısa bir süre sonra döneceğiz eski hayatımıza tıpkı 99 depreminden sonra olduğu gibi, tıpkı Ermenek olayından sonra olduğu gibi, tıpkı terör saldırılarından sonra olduğu gibi. Bu felaketlere sebep olanlar kadar rahat olacağız belki, ne kadar üzücü.

Sağlıcakla…