Serkan Tatar'ın Bu Haftaki Konuğu Basın Danışmanı Şenay Şaşmaz Sadıç - Magazinmatik.com
Röportaj

Serkan Tatar’ın Bu Haftaki Konuğu Basın Danışmanı Şenay Şaşmaz Sadıç

Bu hafta Serkan Tatar’ın konuğu aynı zamanda kendisininde Basın Danışmanı Şenay Şaşmaz Sadıç

ST: Nasılsınız? Kendinize “PR”cı veya “PR Hizmeti” veren değil, “Basın Danışmanı” diyorsunuz. Neden?

ŞS: Dünyayı etkileyen virüs tamamen bittiğinde daha iyi olacağız hep birlikte. PR’ın açılımı itibarı ile public relations demek. Dilimize halkla ilişkiler olarak çevrilmiş. Halkla ilişkilerin görev tanımında, bir markayı veya kuruluşu halkın, kamuoyunun önünde iletişim kaynaklarını kullanarak en iyi şekilde koruması yer almıyor. Halkla ilişkiler ve Basın Danışmanlığı farklı işler. PR’ın dilimizdeki açılımını geçtim, Türkçe ifade kullanmayı tercih ediyorum.

ST: Okuyucularımızdan belki bilmeyen vardır, ” Basın Danışmanlığı” nedir?

ŞS: Hangi alanda olursa olsun, örneğin iş insanı, doktor, tekstil, kozmetik ve birçok alanda yer alan kişi ve kurumların, kamuoyuna duyurmak istedikleri mesajı, doğru mecraları belirleyerek, medya aracılığı ile habere dönüştürülmesinin sağlanması.

ST: Üniversitede “Basın Danışmanlığı” bölümü yok! Neden?

ŞS: Evet. Halkla İlişkiler, Reklam, Basın Yayın, İletişim bölümleri var. Bu bölümlerden mezun olanlar kendi ifadeleriyle PR’cı bence ” Basın Danışmanı” oluyor. Genelde de eskiden gazeteci olan kişiler işsiz kalınca bu işe yöneliyor.

KENDİ KENDİNİ METHEDENİ AL KAÇ DEVRİNDEYİZ!

ST: Siz de mi gazeteci mesleğinden bu işe transfer oldunuz?

ŞS: Gazeteciliği yapan Basın Danışmanlığı yapmak istemez. Çünkü gazeteci iken almaya alışıkken, basın danışmanı iseniz istemek zorunda kalıyorsunuz. Ama mecbur kalınca para kazanmak için yapıyorlar.

Kendime gazeteci değil dergici diyorum. 94 yıllarında Hürriyet Gazetesi Dergi Grubuna bağlı haftada 20 bin satan en popüler gençlik dergisi TOP POP Dergisinde muhabir olarak işe başladım. Günümüzde en iyi dergi bile ayda bu kadar satmıyor.

O yıllarda müzik piyasasının en ünlü isimleri Sezen Aksu, Barış Manço, Zerrin Özer, Hakan Peker, Emel Müftüoğlu, Haluk Levent, birçok isim çok daha sonra, hatta şu anki piyasadaki isimlerin çoğu çok çok sonra tanındılar.

TOP POP Dergisi’nde iki yıl çalıştım, sonrası, yine dönemin en önemli ve popüler dergisi Elele Dergisi’ne geçiş yaptım. Editörlük, köşe yazarlığı tecrübeleri kazandım.

O yıllarda arama motoru yoktu. Araştırmalarımızı sahada Hürriyet Gazetesinin arşivinde yapardık. Kalın zarflar arasında aradığımız bilgileri bulmaya çalışırken, elimizi kağıtlar jilet gibi keserdi. Fotoğraflar da dia şeklinde olduğu için ışıklı panoda lup’la seçerdik. Şimdiki gençlerin işi çok kolay. Gerçi gazetecilik mesleği de bitiyor sayılır. Dijital medya, marketing pazarlama önemli. Annem “Kendi kendini methedeni koy kaç, eli methedeni al kaç” der. Ama günümüzde tam tersi kim kendini veya markasını iyi pazarlarsa o kazanıyor. Asıl transfer olmak benim için dergicilik defterini kapatıp esttur Reklam, Basın ve Halkla İlişkiler Departmanına geçmek oldu.

ST: Dergicilikten turizm sektörüne geçiş. Sizin için radikal bir karar oldu sanırım?

ŞS: Yay burcuyum normal. Orası da bana okul gibi oldu. Şu anki Turizm Bakanımız ve eşi ile dört yıl çalıştım.

ST: Gençlere tavsiyeleriniz neler?

ŞS: Dinleyen değil yaşayıp gören bir gençlik olduğu için, sadece yolları açık olsun diyorum.

ST: Müzik camiasından birçok isimle röportaj yapma imkanınız olmuş. Tabii birçok anınız vardır. Bir tanesini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

ŞS: Bir anı ve birçok ünlü ismin ilk röportajını ben yaptım. Örneğin Özcan Deniz, Teoman, Deniz Seki o kadar çok var ki… Yaşadığım anılar arasında Barış Manço’nun şu an müze olarak hizmet veren Moda semtindeki evinde, o yıllarda kendileri yaşıyordu. İlham geldiği an ne yapıyorsunuz? diye bir soru sormuştum. Çok değerli bir insan ve sanatçılarımızdandı rahmetle anıyoruz. Dedi ki; onca röportaj verdim, ilk defa böyle bir soru soruldu. Yatağımın başının ucunda, evin merdivenin basamağında, salonunda belirli yerlerde teyp var. Hemen kayıt ediyorum. Tabii o yıllar teyp var, teknoloji yok.

ST: Peki sporla aranız nasıl? Boksu nasıl buluyorsunuz?

ŞS: Maalesef tek yapabildiğim yürüyüş, fırsat buldukça da yüzüyorum. Özellikle kadınların boks sporuna yönelmesine kendi adıma çok seviniyorum. Hem zekayı hem vücudun her noktasını çalıştırıyor. Bir kadın her alanda kendini savunmasını bilmeli.

ST: Hangi kitapları okur hangi tür müzikleri dinlersiniz?

ŞS: Popüler kültürün bize sunduğu hemen hemen yeni çıkan tüm kitapları okurum. Hatta hakkında olumsuz yorum yapılan kitabı dahi. Her kitaptan birşey öğrenmek çok keyifli. Abartısız bebekliğimden beri opera ve yabancı pop müzik dinlerim.

ST: Peki benim de oyuncusu olduğum Kuruluş Osman gibi dönem dizileri ve filmleri ile ilgili düşünceleriniz neler?

ŞS: Türk toplumu okumak yerine, görselliği ve izlemeyi sever. Büyük bütçelerin harcandığı, çok çalışarak, emek verilerek çekilen diziler, filmler iyi ki var. İnşallah daha da devam eder. Siz başta olmak üzere tüm oyunculara da kolaylıklar diliyorum.

ST: Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

ŞS: Hayatın size sunduğu mesajları iyi okuyun, anlayın. Doğru yoldan şaşmayın. Dürüst ve açık sözlü olun. Evet dediğiniz kadar hayır da demesini bilin. Sağlıklı, şifalı, huzurlu ve bereketli günler olsun. Milli Boksör Antrenör Oyuncu Serkan TATAR