Nihal Yeşiltaç Oran Yazarlar

Farkında mısınız? Çöküyoruz!

Merhaba

Yine yeniden bir aradayız. Bu hafta yazımıza haftanın yükselen ismi ile başlayalım. Çünkü haftanın alçalan ismi, daha doğrusu isimleri pek iç açıcı değil. Güzel bir insan ve güzel bir eylem ile gözümüz gönlümüz açılsın. Cenk Eren’den bahsediyorum, duydunuz mu olanları? Bu hafta aman Allah’ım köşemde yazacak bir yükselen isim olmayacak galiba derken son gün karşıma çıktı Cenk Eren’in yaptığı. İnsanların ‘insan’ tarafını görmek ve sizlerle paylaşmak nasıl da mutlu ediyor beni!

Gelelim olaya; Zonguldak, Alaplı Yenidoğan Köyü muhtarı, yerel seçimlerde kaybedince yaptırdığı çocuk parkını yıktırmıştı. Eren’de parkı kendisinin yaptıracağını söylemişti ve sözünü tuttu. Parktaki tüm oyuncakları cebinden karşıladı ve çocukların yüzünü güldürdü. Halk ise ‘helal olsun sana’ paylaşımları ile mutluğunu sosyal medya aracılığı ile paylaştı. Gerçekten helal olsun Cenk Eren gerçekten iyi ki varsın. Muhtara da bir iki sözüm var: İsabetli bir kayıp olmuş seçim tecrüben; senin gibi kalbini sadece kan pompalamak için kullananların mahalle gibi samimi ortamları yönetmemesi lazım değil mi? Hatta senin gibi insanların harcadığı oksijen israf!

Haftanın alçalan ismine gelelim

Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran olay ve kahramanlarından bahsedeceğim size. Aslında tek bir kahramanı vardı ama bazıları gereksiz bir şekilde olaya dâhil oldu. Dolayısı ile haftanın alçalan isimleri fazlalaştı. Zaten ben bunları yazarken anlamışsınızdır; Kerimcan Durmaz’dan ve takipçileri ile paylaştığı videodan bahsediyorum. Videonun içeriği konusuna girmiyorum, duymayan bilmeyen kalmadı sanırım rezaleti. Bu olay gerçekleştiğinde bir çok mesaj ve mail aldım. Haftanın out ismi belli oldu yazmışlardı okuyucularım ama ben bu köşeye böyle basit bir konuyu taşımak istemedim. Sonuçta ülke magazininde alçalan isim bitmiyor. Ancak konu öyle yerlere geldi ki toplumsal çöküş nasıl olur onu izledik bir hafta boyunca. O sebeple de buraya taşımak ve sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Olayın başına dönelim; nasıl olmuştu? Kerimcan Durmaz, Instagram hesabında bir video paylaşıp üzerine de ‘bana bakın ama’ yazmıştı ve ardından videoyu kaldırmıştı. Gelen tepkiler üzerine de ‘bana ait olmayan bir video avukatıma gönderirken yanlışlıkla paylaştım’ demişti ve ardından paylaşana hukuki yollar vs şeklinde bir cümle kurmuştu. Yani uygunsuz bir şeyler yapıyor ama bunu deşifre edeni de dava ile tehdit ediyor.

Dram Başlıyor!

Olay magazin programlarında masaya yatırıldı, o mu değil mi şeklinde konuşmalar kritikler. Sonuçta herkes videodaki kişiniz Durmaz olduğu kanaatine vardı. Beni çok sinirlendiren ve hayal kırıklığına uğratan olaylar da bundan sonra başladı. Medyatik bazı isimlerin konu hakkında yorumları! Biri çıkmış yanlışlıkla atmıştır diyor. İyi de böyle bir video neden çekilsin ve üzerine yazı yazılarak niye paylaşılsın? Başkasına atacak olsa ‘bakın’ diye video üzerine mi yazar? Diğeri çıkmış “bir et parçası ne olacak” diyor. Tamam sen neden anadan doğma gezmiyorsun?

Babası gençlik hatası olduğunu söylüyor, savunmaya bakın! Son olarak da kendi gibi biri çıkıp ‘bize bir şey olmaz’ dedi. Evet haklı, onlara bir şey olmaz! İhaneti, hayâsızlığı edepsizliği bu camiada reklam sayanlar var. Haksız da değiller! Eğer Durmaz kendisine açılan davalardan bir ceza almazsa fiyatı ikiye katlanacak ve müşterisi  ve takipçisi çok olacak! Gerçi ceza alsa da aynı olacak. Daha evvel örneklerini görmedik mi? Her türlü olayın içine dahil olup, kabul edilemez ve etik değerleri alt üst eden şeyler yapıp ‘bana bir şey olmaz’ demediler mi? Haklı çıkmadılar mı? “Utanç yoksullarda, pervasızlık zenginlerde bulunur” demiş Hesiodos. Belki herkes için geçerli değil ama para ve şöhretin birçok insanda birçok değeri alıp götürdüğünü görüyoruz. Tamam konu ile ilgili bu yorumları yapanlar çok makbul kişiler değil halk tarafından ama öyle veya böyle bir kitleleri var, magazin ilgi gösteriyor.

Bu arada yaşanan bu iğrenç olaya Demet Akalın’ın ne diyeceği merak ediliyordu. ‘evli barklı biri olarak nasıl savunayım, nesini savunayım!’ dedi Bu defa da takipçiler Akalın’a demediğini bırakmadı. ‘Evine eşyalarını getirirken iyiydi, hediye alırken iyiydi nankör’ Bu ne şimdi? Hediye aldı diye yapılan pisliğe göz mü yumacaktı?! Ayıptır, günahtır…

Geldik yazının sonuna. Yapacak bir şey yok diyenlere sesleniyorum; yapacak çok şey var! Ne olduğu belirsiz kişilerin bu kadar prim yapmasına izin vermeyin, onları izlemeyin mesela. Belki hemen olmaz ama zamanla olur. Ahlak yönünden çöküyoruz farkında değil misiniz? Çöküyoruz!

Yorum Yap